Thursday, December 24, 2009

Her turk asker dogar

Ama ben askercik dogmusum bu surat ne boyle :)


Thursday, December 17, 2009

Interview

Hoca ciddi ciddi benim yerime ogrenci ariyor. Once bana soyluyordu bitirince benimle devam edersin burada arastirma gorevlisi, hocalik kastedmiyor arastirma gorevlisi derken, olarak diyordu. Ben pek ilgilenmedigimi gosterince agiz degistirdi, bir askere git gel seninle oturup bir kariyer plani yapalim. Ben cok isterim ogrencilerimden birinin burada bir okulda fakultede hoca olmasini demeye basladi. 27-28 yasinda hoca olmak kolay degil, hatta eger dunya capinda degilsen pek mumkun de degil iyi bir universitede. Mezun olur olmaz hoca olamayacagimi herkes biliyor ama birkac sene icinde boyle bir olasik var, bizim hoca da ondan bahsediyor. Teknik yonden iyisin, ingilizcen duzgun, kisilik ve durus olarak da iyisin biraz daha aktif olman gerekiyor tarzi konusuyor.

Neyse ben benim yerime alinacak ogrenciden bahsedecektim. Universiteyi bitirdikten sonra once master 2 sene sonra doktora 4 sene sonra da doktora sonrasi calismasi 2 sene sonra da gercek bir is diye siralaniyor. Masterini bitiren bir kiz basvurdu, hoca bana gonderdi ne diyorsun diye. Cok acik ve net bir sekilde bence almayin dedim. Hic uzatmadi ve almadi. Birkac gun once bir cocuk doktora sonrasi calismalari icin basvurdu. Hoca yine bana gonderip ne dusunuyorsun dedi. Kendi calisma konusu farkli ama konusunda gayet basarili gorunuyor, bizim konuya olan meraki ve bilgisine bakmak gerekir dedim. Hoca kisa bir cevap atip, cuma gunu telefonda sen konusurmusun bu cocukla dedi. Kisacasi is gorusmesini bana yaptiriyor, sorulari sen sor diyor. Hos tabii bunlar, guvendigini gosteriyor. Bunlarin haricinde iki tane turk ogrenci vardi, yine doktora sonrasi ise basvurmuslardi bizim hocaya. Yine cekti kenara sordu, birine evet digerine de teknik olarak evet ama psikolojik sorunlari yuzunden hayir demistim. Birini aldi digerini almadi. Biraz urkutucu, basvuran adamlar sonunda doktora almis insanlar ve benden daha fazla birikimleri var. Basvurularini benim degerlendiriyor olmam hem hosuma gidiyor hem de biraz urkutuyor. Kotu bir sey soylerken iki kere dusunmek gerekiyor.

Bu cocuga simdi ne soracagim diye dusunuyorum. Var aklimda bir kac soru ama bir insani telefon gorusmesi ile tartmak zor bir sey olsa gerek. Yarin gorecegiz bakalim.

Tuesday, December 1, 2009

Bayram

Bayram harcligim GE'den geldi bu sene. Gecen yazki calismanin patenti sonunda cikti. O projede calisanlara da bu yuzden ikramiye verildi. Ben de calisanlardan biri olarak 400 dolarlik bir check aldim :) Mis gibi.

Monday, November 23, 2009

Ozgenin yeni kamerasiyla zubuk bir foto


Geldi kameran, saglam gorunuyor her sey. Figen ablamdaki gibi sorun olmadi sende. Onun kamera kirik cikmisti bir sekilde ilk seferde. Neyse, cok zubuk bir fotograf cektim odanin. Kameranla cekilmis ilk fotograf olarak saklarsin artik bunu :)

Friday, November 20, 2009

Corap sokuldu

Annanene anlatamiyorsan yaptigin arastirmayi o iste bir yanlislik vardir derler. Bakalim yanlislik var mi yaptigim iste. Bir doku resmi var asagidaki sekilde. Sol tarafi sabitlenmis bir sekilde duruyor. Sag tarafindan igneyle cekiyoruz disariya dogru. Bir sekilde ezilip buzulmesi gerekiyor haliyle bu dokunun. Ne kadar egilip buzuldugunu, dokunun yirtilip yirtilmayacagini bu cekilme kuvvetlerine karsi uzerinde ne kadar stres olusacagini ve baska birkac ozelligi daha bulmak istiyoruz. Cok kisaca problemimiz bu.

Problem kompleks bir problem, ve cozumu zor. Sekil garip bir sekil, cember ya da dikdortgen gibi basit degil. O yuzden bu sekli kucuk parcalara bolup, o parcalarin uzerindeki stres vesayireyi hesaplamak daha kolay. Yani problemi daha kucuk problemlere boluyoruz sonra birlestirecegiz tekrar. Borek yapmadan once ununu hazirlamak gibi. Yada 1000 dolari, 100er 100er saymak gibi. Asagidaki resim o kucuk parcalari gosteriyor.


Bu aradaki birkac basamagi atlayacagim, kesinlikle anlarsaniz aslinda ama saat gec oldugu icin, cok detaylara girmeyecegim. Asagidaki resim dokunun bu kuvvetlere karsi gostermis oldugu stressi veriyor. Ne kadar kirmizi o kadar cok stress var, yani yirtilmaya yakin. Dogal olarak sabitledigimiz sol tarafta stress cok yuksek. Defne sacinizi cekerken en cok kafa derinizin agrimasi dogal tabii, saciniz agriyacak degil sonucta.
Etki-tepkiyi herkes hatirlar. Ben seni itersem, sen de beni ayni kuvvetle aslinda itmis oluyorsun. Silah attigin zaman omzunun acimasinin nedeni bu mesela. Duvara yumruk attigin zaman elinin
kirilmasi da bu nedenden. Asagidaki resim bu tepki kuvvetini gosteriyor.


Son olarak da bu kuvvetler bu dokuyu yerinden nasil oynatti, ne kadar ve ne yonde surukledi onu gormek istiyoruz. Bunun icin asagidaki resmi hazirladim. Dokunun ilk halini asagida, son halini de onun ustune oturtup, ikisini beraber gosteriyor bu resim. Goruldugu gibi bu kuvvetler yuzunden bu doku bir miktar saga ve yukariya gitmis. O miktarin ne kadar oldugunu tabiki de olcebiliyorum, ama su asamada cok buyuk bir onemi yok.

Bu cok basit bir ornekti. Tabii ki de bu olmayacak yapacagimiz analiz. Doku hicbir yerinden sabitlenmeyecek, kuvvetler benim simdi gosterdigim gibi rastgele olmayacak, ve su andaki gibi dokunun sadece sag tarafinda olmayacak, butun yuzeyinde olacak, kucuk problemlere ayirma kismi biraz daha degisik olacak ama genel hatlariyla bu makale bu olacak. Adi da salivary dokusunun sonlu eleman methodlari ile gelisiminin modellenmesi olur diye tahmin ediyorum ve de bu doktora boyunca calistigim herhangi bir projeye yapmis oldugum en buyuk katki da bu aksam oldu sanirim. Resmen indi bu aksam nasil yapabilecegim, zaten sonrasi da corap sokugu gibi geldi.Eger kolay gibi gorunduyse gozunuze, guzel anlatabilmisim demektir yoksa kolay molay degildi 8-9 aydir dusunuyorduk nasil yapacagiz diye.

Wednesday, November 11, 2009

Not

Megolamanlik olacak biraz ama bazen dusunup dusunup kendimden gurur duyuyorum. Bu donem makine muhendisliginden lisans dersi, kimya muhendisliginden lisansustu bir ders, elektrik muhendisliginden de lisansustu bir ders aliyorum ve hepsi de yaptigim arastirmaya yararli dersler ve hepsi de de su ana kadar cok iyi gidiyor. Bir zaman sonra artik korkmamaya basliyor insan. Hep diyorum yine diyecegim. Belli bir yerden sonra hepsi yapilabilir gelmeye basliyor, ve zaten bu ayrimlarin gercek olmadigini sadece isimden ibaret oldugunu anliyor insan. Yoksa kimya muhendisligi dersinde bir donem boyunca optimizasyon problemini cozmenin anlami ne. Zaten yoktu boyle ayrimlar birkac yuzyil once, fizikci dedigin ayni zaman da matematikciydi de. Hem cok gerekli ayrimlar da degil bence bunlar, direk bilim deyip, calisma alanini soyleyip gecmek lazim. Ben mesela ne bilgisayarciyim, ne biyolog, ne kimyaci, ne yazilimci ne de muhendis. Arada hepsinden az bucuk anlayan, ama bilgisayar ve matematikten daha cok anlayan biri. Bence olmasi gereken de bu zaten. Bir alanda derin bir bilgi, diger alanlarda da mumkun oldugunca yuzeysel ve cok farkli bilgi. Butun doktora ogrencileri boyle degil ama. Derslerini en kolayindan secenler de var. Toplam almam gereken kredi sayisini neredeyse ikiye katladim, cunku ben de ilk iki sene de salak sacma dersler aldim. Zaten bildigim seyleri yeniden ders diye aldim. Gec oluyor o ayrima varabilmek, bosa vakit harcamak.

Sadece akademik olarak degil. Siz oradan pek farkina varamiyorsunuz ama 27 yasina basacak olan kardesiniz, cocugunuz, yegeniniz kisilik olarak da 5 yil once biraktiginiz ayni kisi degil. Bazen ne kadar farkina variyorsunuz bunun diye dusunuyorum geceleri. Sonra da hayat uzulmek icin kisa deyip en azindan meryem yanimda deyip onu ariyorum.

Monday, November 2, 2009

Bekle beni Roterdam

Aslinda makaleyi koymustum buraya ama sorun olabilir belki diye kaldirdim sonradan. Hepinize gonderdim zaten, optum haydin.

Wednesday, October 28, 2009

Yeni bilgisayarim ve ondan bir Defne fotosu daha

Makale tesliminden hemen sonra masanin hali. Sabah 8-10 arasi olmasi lazim. Uykusuz gecelerden bir tanesi. Dikkatli bakarsaniz makalenin adini da gorebiliyorsunuz simdi farkettim.
24 inch ekran yeni bilgisayarim da fotoda. Tas gibi bilgisayar yari fiatindan da aza aldim bir ofis arkadasimdan. Uzun bir hikayesi var, ama kisaca 1 ay kullanildi, bu bilgisayarda calisacak cocugun isine son verildi yerine de kimse alinmadi onun yerine. O yuzden bilgisayar satisa cikti ben de ondan aldim. Bir de su acidan bakalim bakalim

Bu da adini hatirlamadigim super baligim. Somona benziyor ama degil. Kizartmaya benziyor ama kesinlikle degil. Izgarada yaptim cok bomba.


Bu da "Lie To Me" dizimi izleyip sefa yaparken. Guzel oluyor koca ekranda izlemek, televizyonda gibi.
Bu da bucurun sonradan aklima gelen resmi. Aslinda bir tane daha var aklimda olan ama yapmasi biraz uzun surecek, bos bir vakit ariyorum onun icin.

Wednesday, October 14, 2009

Babama gosterin bir zahmet

Birkac sene once gormustum unuttum sonra yine bir yerlerde gorunce geldi aklima. "Dunyada 10 cesit insan vardir: ikili sayma duzenini bilenler ve bilmeyenler." Babama gosterin anlayinca gulmeye baslar :)

Monday, October 12, 2009

Aysecik

Aysecik askerligi icin basvuruda bulundum. Sabah 4bucukta uyanip 5:10 treni ile new yorka gittim. 7bucukta inip Manhattanin batisindan dogusuna dogru yuruyus basladi. Tam ortasinda Ziraat bankasina ugrayip 7bin 200 dolarlik checki verdim. Bizim banka 8:45e kadar acilmadigi icin konsolosluga biraz gec gidebildim. Askerlik icin 7. sirayi aldim ama 1 kisi 1 saat surdugu icin saat 11de 3.kisiye bakiyorlardi. Oglene kadar sira gelmedi neredeyse. Onumdeki birkac kisi beklemekten sikilip gittikleri icin 11 kusurde sira geldi. Butun evraklar tek tek incelendi, eksik evrak da buldular. 2 tane olmasi gereken bir evragin tek kopyasi vardi. Sorun cikti tabii ki ama biraz aglamakli olup sikinti cektigini gosterip agam pasam nasil yapalim ben size ozelden gondereyim onu postayla buyuksun aslansin kaplansin deyince yapiyorlar isini. Basvuruyla birlikte saglik raporu da gerekiyordu. Meryem'i doktor yapip bastirdik imzayi ona, Jason Sanchez olarak. Ona da bir iki laf ettiler bunun kasesi yok diye. Bu hemsireler hep boyle yapiyor bizim okulda sinir oluyorum zaten dedim. Doktor olmadiklari icin vurmadilar sanirim falan filan onu da atlattik. Onun haricinde butun evraklar eksiksizdi, zaten para da pesin taksitsiz yatinca sorun cikarmiyorlar diyorlardi, dogru diyorlar.

Basvurumu konsolosluk kabul etti, Turkiyeye iletiyorlar. 1 1.5 ay sonra askerlik subem karar verirmis ama ben onlardan bir onay alamayacagim sanirim. Posta yetismez buyuk ihtimalle. Bir ara arayip sormak gerekiyor Bolu'yu noldu bizim askerlik diye. Bir de su nufusu ve askerlik subesini Ankara'ya tasimak lazim. Ankara'da dogduk buyuduk, Bolu'da kaldigim gun Ayvalik'da kaldigim gunden azdir ama nufus orada.

Ayin 25inde geliyorum, christmas gununde ucuyorum Albany'den, Almanya aktarmali Ankara'ya. Oglen 2de cikip bir sonraki gun yani 26sinda saat 6bucukta Ankaradayim. Donus tam 1 ay sonra 25 ocakta. Ankara-Istanbul-NewYork-Albany. Sabah 9'da cikip ayni gun aksam new york saatiyle 8bucukta evde oluyorum. Teyzemi de gorecegim sanirim. Tabii Ekin'i de gorecegim :) Defneyi biraz daha buyudukten sonra gormustum. Sanirim 8 aylikti ben gordugum zaman. Meryem 4 aylikken gormustu. Meryemi benden cok sevmesinin nedeni o galiba sipanin. Ama en azindan bu sefer Ekin'i kaptirmayacagim.

Tuesday, September 29, 2009

Vizon Tele

Televizyon izleyebiliyorum diye bu kadar sevindigimi hatirlamiyorum. Arkada bazen NTV bazen klasik muzik radyo cok hosuma gidiyor calisirken. Digiturk web tv denilen siteden sadece yurt disinda yasayanlar icin digiturk uyeligi satin alinabiliyor. Bu uyelik ile es zamanli olarak Turkiye'deki televizyonlari dinleyebiliyorum. Simdi sabah haberlerini izliyorum mesela. Aslinda dinliyorum demek daha dogru :) Bazi kanallar icin, show tv, atv ve fox ornegin, 8 saat gecikmeli olarak yayini da izleyebiliriyorum. Turkiye'de aksam 8'de gosterilen bir program burada oglen 1'e denk geliyor normalde. Gunduz isi gucu olan ama aksam eve geldiginde, Turkiye'de coktan gece olmus oluyor ve izlenecek bir sey de kalmiyor. Bunun icin 8 saat gecikmeli TV izlemek daha guzel oluyor. Hafta sonlari maclari izlemek de ayri bir hos oluyor tabii. Bu arada Show TV denen televizyona Turk halkinin zekasini dusurmekten tazminat davasi acilmasi gerekiyor. Her gece her gece Acun telefonda programi, bu nedir yahu.

Tuesday, September 1, 2009

makale

teyzem kac kere sordu gondermedim, iste ilk 3 tane makale 2005,2007 ve 2009dan. su an basildi basilacak dort tane daha var (2009, 2009, 2010, 2010 olacak sanirim tarihleri) onlari koymuyorum bir sorun olmasin diye. bir sekilde biri bulur falan simdi yok yere olay olur. 2005 ve 2009 guzel, 2007 cok yalan bir makale, hatta hata falan var sanirim. bilim dedikleri aslinda adam gibi kontrol edilmiyor. sonuclari bir makaleye yazip gonderiyorsun, kimse kod dogru mu sonuclarla oynadin mi degistirdin mi bakmiyor. adin varsa basiliyor, sonuclar ilgincse basiliyor, cok yalan dolan donuyor aslinda. tabii ki elimden geldigince dogru yapmaya calisiyorum ama pek cok ornek var yanlis oldugunu bile bile gonderen insanlar biliyorum. basilan makalelerin cogu cop, ise yaramaz seyler, arada birkac tane gercek makale cikiyor o kadar. hele cinliler, resmen sicip siviyorlar, sen benimkini bastir ben seninkini. neyse iste teyze, guzelden kotuye dogru sirayla makaleler


http://www.cs.rpi.edu/research/pdf/08-07.pdf

http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi=10.1.1.67.1352&rep=rep1&type=pdf


http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi=10.1.1.85.7500&rep=rep1&type=pdf


daha iyileri birkac ay sonra.

Wednesday, August 26, 2009

mezuniyet

hosuma gidiyor buradan gitmeye yakinlasmis olmak, cogu kisinin abisi olmak, yeni gelenlerin benden 4 yas kucuk olmasi, gelip bana danismasi, turk ogrenci grubunun baskanligini "yeni" ogrencilere birakmak, bir gun buradan cekip gidecek olmak. sonuna gelindikce yapilacak is artar derlerdi gercekten oyle oluyor, bir suru yarim kalan is var nasil bitecek bakalim bunlar ya da ne kadari ne zamana kadar bitecek. doktora ogrencileri birbirine kac yil kaldi diye sormuyor, kac yil bitti diye soruyor cunku ne zaman bitecegini pek bilen olmuyor :) ama benim az kaldi hoca sik sik mezuniyetten bahseder oldu. mezun olunca bizi unutmazsin beraber calisiriz daha vs. calisirim tabii konular acilmaya basladi, daha fazla yapilacak sey var gibi gorunuyor, daha guzel daha iyi insanlarla calisiyoruz, belki biraz da daha iyi goruyorum artik projeyi, daha iyi anliyorum, el yordami ile gitmiyoruz gibi geliyor artik. gelecek sene aralik gibi mezun olacagim sanirim ama cok buyuk bir beklenti de yaratmayim simdi hepinizde. donemin baslamasina bir hafta kaldi, enteresan bir sekilde heyecanliyim okul basladigi icin.

ilk senelerde kolay dersleri secerdim alakali olsun olmasin, sirf kredi dolsun diye. gecen sene farkettim ne kadar gereksiz yere bu dersler icin zaman harcadigimi. donup baktigimda adam akilli birkac ders haricinde alakasiz, hikaye dersler aldigim cok. projeler de hata yaptigim yerler var sonradan ortaya cikan. bu sene yapmiyorum boyle, kredilerim doldu ders almama gerek yok ama GE'de calisma sansim olursa sorun olmasin diye bir imaging dersi, bir de bu donemki projede isime yarayacak finite element methods diye bir ders aliyorum. zor dersler ama B alsam yeter zaten, onemli olan dersin gerekli kisimlarini alip yola devam edebilmek.

bugunlerde de aklima geldi, babam kucukken soylerdi hep cagatay surekli yaninda biri oldugu zaman daha iyi calisir diye. gercekten dogru ve bunu kirmak cok zor. kendi kendime motive olamadigim zamanlar cok oluyor. birileriyle beraber calistigim zaman daha uretken oluyorum, hem guzel hem de kotu bir sey aslinda. tembel biriyim ben, basarisiz degil ama tembel biriyim. en azindan bu doktora suresince ve bilkentin son senesinde gayet guzel tembellik yaptim belirli zaman araliklari haricinde. bakalim ne zaman yenebilecegim bu kotu huyu.

Thursday, August 6, 2009

Italya'dan


Biraz sondan basa dogru oldu ama olsun bakalim. Bu son gece, son pizzami yemeden onceki durum. Pizzalar malum ince, ve ben vejeteryan aliyorum. Domuz etinin tadini gercekten begenmiyorum.



Bu iki resimde son gunden bir onceki gece sanirim. Butun herkes kucuk bir adaya gidip oranin plajinda sadece bizim grup, tek basimiza, gunleslenip aksam olunca da yemek yedik. Plaji kapattik yani. Adanin birkac tane ufak plaji vardi zaten. Ufak dedigimde 100 kisilik iste. Tekne ile gidiliyor, tekne kiyiya yanasamiyordu. Ufak botlarla kiyiya tasidilar herkesi. Bizim mayolar ustumuzde oldugundan, verdik cantamizi ufak bota, atlayip yuzduk kiyiya kadar. Donerken de aynen. Gece 12de yaklasik yirmi kisi hepberaber teknemize yuzduk.






Bu ada Salina adasi olsa gerek. Buyuk bir adaydi Salina. Bu ada takimlarina Aeolian adalari deniliyor. Irili ufakli 8 tane ada var. Bizim kaldigimiz ada Lipari, en buyuk ada Lipari. Ikisinde, Stromboli ve Vulcano, aktif yanardag var. Stromboli Vulcano'dan daha aktif. Zaten Etna yanardagi da Sicilya'da biliyorsunuz. Cok yanar doner bir yer bu Sicilya. Etnayi da bayaga bir uzaktan gorme firsatimiz oldu. Dikkat ederseniz eger kumsalin siyah oldugunu gorebilirsiniz (ayagima bakin). Yanardaglar yuzunden hep. Dondurmaya gelince, Gelato diyorlar bildiginiz gibi. Bizim maras dondurmasinin yerini kesinlikle tutmasa da Amerika'daki dondurmalarda kat be kat iyi.





Geri kalanlar da arta kalan guzel resimlerden. Ilki ucaga binmeden birkac saat once benim gibi ucmadan once zaman oldurmek isteyenlerle yemek yiyisimiz. Diger ikisi de bir bot turu sirasinda cekilmis fotolar. Guzeldi, ama bir daha gidecegimi sanmiyorum. Italya'nin bence en guzel sehri ne Roma ne Venedik ne de Adalar. Floransa.

Wednesday, July 29, 2009

Bir yazida benden

Hep ozge yazi koyuyor, bugun de ben koyayim dedim. Ali Bulac'tan geliyor bu yazi.

"İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi Direktörü (IRCICA) Dr. Halit Eren şöyle diyor: "Osmanlı'nın Avrupa'da önemli izleri var. Zengin bir medeniyeti, kültürü görülüyor. Balkan coğrafyasında ta Macaristan içlerine kadar mirasına rastlıyorsunuz.

O bölge Avrupa ise bazı bölgelerde 500 yıl bulunmuş olan Osmanlı Avrupalıdır. Osmanlı bir Avrupa devletiydi. Anadolu'dan daha çok yatırım Avrupa'ya yapılmış. İmar faaliyetlerine baktığınız zaman Balkanlar'da medreseler, hanlar, hamamlar inşa edilmiş. (Milliyet, 1 Ocak 2007) Doğrudur.

Bir miktar abartılı olsa da, Osmanlı'nın İstanbul'un fethinden itibaren "Anadolu'yu asker ve erzak deposu" olarak kullanmıştır. Anadolu'nun İslamî kimliğini Osmanlı'dan çok Selçukluların şekillendirdiğini söylemek mümkün. Büyük medeniyet merkezi sayılan belli başlı şehirlere bakın (Sivas, Kayseri, Konya, Mardin, Erzurum vs.) Osmanlı'dan çok Selçuklu mimarisini görürsünüz.

Osmanlı, yönetici elitini Balkanlar'dan devşiriyordu. Neredeyse 16. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra, bugün "Ortadoğu" adını verdiğimiz bölgeyi kendi haline bırakmıştı. Bir tampon bölge olarak Kürtler dağlarında ve ovalarında özerk, Araplar kendi galaksilerinde durağan olarak yüzyıllarca yaşadılar. İslam dünyasının önemli bir parçası olan İran'la ise Kasr-ı Şirin'e kadar çatışmıştır. İran'la çatışması Osmanlı'nın Orta Asya Müslümanları ve Türk dünyasıyla irtibatının kopmasına sebep olmuştur.

Hoş, Osmanlı'nın bunu pek dert ettiğini söyleyemeyiz. Zira Osmanlı'nın temel yönelimi Avrupa'dır. Fatih'in Hz. Peygamber'in (sas) hadisine mazhar olmak için İstanbul'u fethetmek için büyük cehd gösterdiği görmezlikten gelinemez, ama bu cihan padişahının kızıl elması "Roma" idi. Müslümanlar, Hz. Osman döneminden başlamak üzere fetihlere başladılar. Dikkat edilirse İslamî fetihlerin üç ana kolu Afrika, Anadolu ve Asya'dır. Osmanlı ise Avrupa'ya ulaşıp orada hakimiyet kurmayı neredeyse sabit fikir haline getirmişti. Bu, Cengiz Han'dan tevarüs edilmiş bir hedefti. Cengiz Han "Nasıl göklerde tek bir Tanrı varsa, yeryüzünde de tek bir hükümdar olacaktır." diyordu. Cengiz Han için yeryüzünün tamamını hakimiyet altına almanın nihai göstergesi Avrupa'ya ulaşmaktı. Bunu Sokullu Mehmet Paşa da tekrar ederdi.

Geçenlerde ölen Fransız Jean-Paul Roux'a göre "Türkler hep Avrupa'yı arzuladılar, bir kadını arzular gibi. Bazen tutkuyla, bazen düşkırıklığıyla, bazen kinle." Osmanlı iktidar eliti hiçbir zaman Avrupa karşısındaki ruhsal paradoksu aşamadı. Bir yandan hayranlık ve aşk duyuyor, öte yandan nefret. Elit, Balkanlar'dan toplanıyordu, yani Avrupa'nın periferisi sayılan bir bölge. Avrupa, Balkanlar demek değildir, Batı Avrupa'dır. Periferi merkezi zaptetmek istiyordu hep, ama modernleşme döneminde hep hayranlık ve nefret duyduğu merkeze göre Osmanlı'yı şekillendirmek (Batılılaşma-modernleşme-çağdaşlaşma) durumunda kalınca Osmanlı-Avrupa teması hepten sakatlandı. Bu elitin bir dramı daha vardı, içinde etkin rol aldığı hegemonya adına gerektiğinde devşirildiği köyü, akrabalarını ve ailesini dahi ezebilirdi. Bu yüzden Osmanlı elitinin hem Avrupa ile hem kendi kökeniyle ilişkisi sorunluydu. Cumhuriyet eliti bunu tevarüs etti.

Bizim AB maceramızın sevdalı bir tutku ve nefret ilişkisinden kurtulamamasının sebeplerinden biri bu tarihî faktör, yani söz konusu hastalıklı temasın süren derin etkisidir. Osmanlı iktidar eliti Avrupa'ya "kefere" gözüyle bakıp nefret etti. İbn Haldun'un uyarılarına kulak asmadı; Avrupa dünyayı zaptetmeye çıkarken Osmanlı paranoidçe kendi kibri üzerine kapandı, işin farkına varınca da iş işten geçmişti. Bundan sonra yapabileceği yegâne şey, onu savaş meydanlarında üst üste mağlup edecek galibe hayranlık duymaktı. O günden beri mağlup galibe hayranlık duyuyor. Ama hayranlığın ta dibindeki kadim nefret ve kibir varlığını hâlâ devam ettiriyor. Yeni İslam dünyasının rehberi bu elit değildir."

Tuesday, July 28, 2009

Monday, June 22, 2009

Iran

Gelmeden onceki son mesaj olsun bu da artik. Iran'da secim yapildi haberiniz oldu mu bilmiyorum. Sonrada ortalik karisti secime hile karisti falan filan diye. Amerikali kose yazarlari hergun yaziyorlar Musavi'nin hakki yendi, ozgurlukcu baskan adayi secilmedi, secimlerde hile oldu diye. Yahu Ahmed yuzde 62 aldi, Musavi yuzde 31 aldi. Baktim 66 milyon nufusu varmis Iranin. Buna gore arada 18milyon oy fazla yazilmasi gerekiyor, hadi yarisini da at yasi kucuktu oy verme hakkina sahip degildi diye. 9 milyon oy hile yapilmasi gerekiyor. Akil var mantik var, 9 milyon oy fazla yazilacak bir baskana, madem oyleydi sandigin basinda dursalardi.

Amerikadaki secimlerde obama %52 oy aldi, mccain %46. Aradaki fark cok daha kucuk. AlGore-Bush seciminde oylar esit cikti, birkac eyalette 2-3 kere yeniden sayim yapildi. Bir suru hile dondu, meet-inthe-middle attack ile hile yapildigi cikartildi. Yani Irana bok atarken bir de kendine bakmak lazim. Hem bu ahmedinejad bundan onceki secimde de ayni sayida oy aldi. Nedir yani bu calkanti?

Gozden kacan bir sey var. Butun dunya Iran'da baskanin degismesini istiyor. Buyuk orta dogu projesi diye tutturmuslar, Irani turkiyeye turkiyeyi de irana benzetmeye calisiyorlar. Pro Amerikan bir baskan gelsin, Israille aralari duzelsin, hamasa falan destek kesilsin, nukleer arastirma dursun istiyor amarika haliyle. Ha istedigini vermiyor Iran, ne yapacaksin savas mi acacaksin Irana? Savas acamayacagina gore iceriyi karistir karistirabilirsen. Butun olay bundan ibaret.

Amerika guclu bir ulke olabilir, ama bir seyi pek dikkate almiyorlar. Dunya uzerinde Cinliler, Ruslar, Turkler, Persler gibi milletler her zaman var olmuslardir. Uydu devlet degildir bunlar. Uydu devletler icin bakin Urdun, bakin Yemen. Irak nedir ? Sii, Sunni, ve Kurtler, al sana uydu devlet. Bakin orta dogu haritlarina, cetvelle cizilmistir cogu. Cunku cogu uydu devlettir, paylasilmistir. Neyse, koklu milletlerdendir Iran. Boyle 10 yil 100 yil karistirirsin ama silemezsin. Istedikleri kadar cabalasin amerika irana sozunu geciremez. Iste iran devrimi ortada, 1979da libareller ve dinciler devrim yaptilar Saha karsi, yani amerikaya karsi. Sonra da dinciler libarelleri bir guzel tokatladi, nur topu gibi iran islam devrimi oldu. Noldu? amerika gudumundeki hukumetler 1921den 1979e kadar yonetti sonra yine eski tas eski hamam.

Baska bir nokta da secimler demokratik degilmis. Sana ne degilse, Suudi Arabistanda secim bile yok. Iran'da kadin haklariymis, sana ne? Suudi Arabistandaki kadin haklarini savunuyor musun? 16 yasindaki kiz gosterilerde olmus. Ne isi var 16 yasindaki Nida kizimizin gosterilerde? Amerika demokrasi ayagina istedigine satasiyor, madem bu kadar demokrasi meraklisilar, arabistandan baslasinlar demokrasi getirmeye. Hem ayrica yuruyeceksen yuru iste, saga sola saldirirsan her devletin koruma gocu geregini yapar. Secimi protesto etmek ne demek? Demokratik duzeni protestor etmek demek. CNN gozluklerini cikarip olaya bakildigi zaman, olay cok farklilasiyor.

Cok mu seviyorum Ahmedi? Hic isim olmaz, hic de sevmem. Her sene gazi keser, antlasmayi bozar, hizbullaha destek verir. Nukleer guc olunca ne yapacagi belli degil, tarihten gelen dusmanligi da var, daha ne diye seveyim. Ama Ahmedinejadi sevmek baska, bu olay karsisindaki tutum baska. Amerika koseye sikisti. Buyuk orta dogu projesi eline gozune bulasti, pilini pirtini alip gitmek zorunda kalacagini anladi olay cikartiyor. Ben de soyleyim, amerika irana 3. dunya savasina kadar bir sey yapamaz ancak uydu devletlere girer cikar o kadar.

Sunday, June 14, 2009

uber liberallere

"Ekkaliyetlere gelince bu kapsamda mübadele meselesini görüştük. Diğer ülkelerin temsilcileri de bu zeminde bizim fikrimizi takip etmiş ve onaylamışlardır. Ancak bir fesat ve hıyanet ocağı bulunan, memlekete nifak lokumu saçan Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı içinde zararına olan Rum Patrikhanesinin artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafaza bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler olabilir? Türkiye’nin Rum Patrikhanesi için arazisi üzerinde bir yer göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan’da değil midir?"

m.k.ataturk

Saturday, June 6, 2009

yiyecek listesi

yazin gelince yiyeceklerimin listesi.
listeye olan katkilarindan dolayi
meryeme de ayrica tesekkurler.

kabak çiçegi dolmasi
sarma
zeytinyagli kirmizibiber dolmasi
taze fasulye
semiz otu
barbunya
borulce
pirasa
haslanmis misir
bakla

patlican kebap
icli kofte ayran

cipra
barbun
levrek

yogurt tatlisi
revani(?)
imran pasta + cay
maras dondurma

patlican salatasi kahvalti
cevizli acili ezme
kirmizi domates sulu sulu
firinda sutlac, gerceginden

karpuz kavun uzum visne seftali

Friday, June 5, 2009

chester projesi

su sinirdaki arazinin israile verilmesi kiralanmasi olayi var ya, bizim tarih derslerinden birinde chester projesi diye bir sey anlatilmisti. o geldi aklima. 1900 yillarin basi birinci dunya savasindan once osmanli devleti imparatorlugun dogusunu demir aglarla ormek icin yani demir yolu yaptimak icin benzer bir proje ortaya koyuyor. anlasmaya gore bir amerikan firmasi butun dogu anadoluyu (musul ve kerkuk de dahil) demir yolu ile cevirecek ve demir yolunun sagindan 50km solundan 50kmlik araziyi ve icindeki madenleri 49 yilligina isletme hakkina sahip olacak. isin ilginc tarafi ataturk bu projeyi 1926 yillarinda destekliyor olmasi icin elinden geleni yapiyor ama amerikan firmasi cayiyor. cayma sebebi de artik musul ve kerkukun turkiyenin elinde olmamasi. ataturkun yapmaya calistigi da musul ve kerkuk konusunda amerikayi yanimiza cekmek. o zamanlar biliyorsunuz oralar ingilizlerin suriye de fransizlarindi. neyse proje basarisiz oluyor haliyle. ilginizi ceker dedim.

Wednesday, May 27, 2009

Dogu gunu pastam




Cifte cikolatali manyak pastam ve fotoda ciksin diye kastirdigim yeni saatim :) Pasta bayaga bir cikolataliydi ve gercekten zor yeniliyordu. cok super bir is yapip biraz duzeltme yaptik pastada :) mikrodalga firinda 10 saniye falan beklettik, ustune de dondurma koyduk cok canavar oldu. zaten oyle bir pasta da var da adini unuttum simdi aynen onun gibi oldu.

Boston Celtics vs Orlando Magic





Nba dogu konferansi yari final maclarindan 7. mac, durum 3-3tu. Orlando Hidayet Turkoglu ile costu ve seriyi 4-3 kazandi. Biz gerci Bostonu tutuyor gibiydik ama hidayetin de macin en onemli adami secilmesi guzel oldu tabii. Ayrica bizim futbol stadyumlari 20bin kisilikken, bunlarin basketball salonlarinin 40bin kisilik olmasi da ayri bir ilginclik. Bu salonlara kiyasla kocaman futbol stadyumunun daha fazla seyirci alabilmesini beklerdim ben.

Saturday, May 9, 2009

kelp

kelp demiş bize tahir efendi;
iltifadı bu sözde zahirdir.
maliki mezhebim benim zira;
itikadımca kelp tahirdir.


ben edebiyat dersi almadigim icin bunlari bilmiyorum. babam ozge fiko biliyor olabilir ama hikayesi cok guzelmis. kime ait oldugunu, hikayesini ve ne anlama geldigini bilene surpriz var.

Thursday, April 16, 2009

sinirlendim yine

Turkiye kibrisa girdigi zaman yunanistan dellenip NATOdan cikmisti. Natonun bu ise burnunu sokmamasi cok kizdirmis olacak ki boyle bir tepki vermisti. NATO disinda kalan bir ulke herhangi bir NATO ulkesine, ki bu ulke Turkiye gibi kurucu bir ulke, savas acmasi halinde butun NATOya savas acmis kabul ediliyor, madde 5 sanirim. Neyse yunanistan boyle bir mallik yapmisti zamaninda. Olaylar biraz yatistiktan sonra tekrar NATOya girmek istediginde, turkiyeye verilen salak sacma ogutler ve vaadlerle girmesini kabul ettik. Iliskilerimizi duzeltmek adina. O zamandan bu zamana cok duzeldi iliskiler, 2000 yilinda Apo, yunan elciliginde ele gecirildi.

Benzer bir olay yeni oldu. Fransa NATOnun askeri kanadindan cikmisti. Turkiyenin ABye alinmasina en cok karsi cikan ulke Fransayi, turkiye yine hicbir neden sebep yokken NATOya alinmasina karsi cikmadi. Neye karsi cikti peki, karikaturlere bir sey yapmadi diyen Rasmussene. Araya bir de PKKyi bahane etti sayin basbakan ama asil nedeninin ne oldugunu herkes biliyor. Sen once kendi ulkendeki roj tv yayinini durdur sonra danimarkaya hollandaya bok at. Fransa NATOnun askeri kanadina girdi, yaptigi ilk aciklama Turkiyenin ABye uyeligi konusunda herhangi bir fikir degisikligimiz yok. Turkiye AB uyesi olmayacaktir dedi.

Simdi Ermenistan siniri acacaklar. Neden? Bir neden yok. Iliskilerin duzeltilmesiymis. Herhangi bir iliskimiz yok bizim Erministanla. Ermenistan o siniri tanimiyorki acalim. Senin dogu anadolu dedigin yer, ermeni anayasasinda bati ermenistan olarak geciyor. Hangi iliskiden bahsediyorlar anlamiyorum. Ermeni soykirimi yasasini engellemek icin mi yapiliyor? Nerden biliyorsun 3-4 sene sonra yeniden cikmayacagini? Taviz ustune taviz veriyorlar, bizim muhalefetin sesi cikmiyor. Ama yok is laiklik olunca farkli. Avazi ciktigi kadar yirtinir millet, sokaklara dokulur. Turkiyenin ermenistan meselesindeki en buyuk kozunu yok yere kaptirmasina ses cikarmaz. Acilmazsa ne kaybeder Turkiye? Kibris cozulmedi de ne kaybetti? ABye mi girecektik su an kibrista olmasaydik. 35 yildir oradayiz, gelip de biri cikarabiliyor mu? Devam etsin bu yolda AKP ve CHP. Biri veriyor digeri de izliyor.

Sunday, April 5, 2009

Sanat muzigi

Oldum olasi bu turkudur halk muzigidir gicik olurum dinleyemem. Guvercin ucuvermis, kanadini acivermis amaninda amanin, muzige bak. Ama sanat muzigine bir farkli gelir hep. Hosuma gider her zaman. Ogrendim nedenini. Osmanli zamaninda saray muzigiymis sanat muzigi. Halk muzigide bizim anadolunun muzigi iste. Veysel asik olur, baglama ile sallar bir kac sey. Kanun, ud, keman hepsi sanat muziginde. Baglama, saz tef dumbelek tekerlek halk muziginde :)

"Cok insan anlayamaz eski musikimizden,
ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden"

Yahya Kemal Beyatlı

Thursday, April 2, 2009

Wednesday, March 4, 2009

Koftenak

Meryemin uydurma yemegi :)
Kofte ve ispanagi beraber sogan domates ve salca ile pisiriyor. Bayaga da guzel oluyor. Yanina da makarna. Hem sebze, hem protein, hem de karbonhidrat. Guzel uydurmus valla, deneyin bence.

Wednesday, January 28, 2009

Kriz

Okulda 98 isci isten cikarildi. Meryemin mimar yeni mezun arkadaslarindan biri bugun isten cikarildi. 8milyon issiz var. Californiada issizlik orani yuzde ona cikti. Brown universitesindeki arkadasin, doktora arkadaslarindan bazilari asistanliktan atildi. Burasi bayaga kotu, 1-2 seneye duzelecek diyenler var ama cogunluk resesyon resesyon diyor. Cok buyuk firmalar batiyor. General Motors, Ford, Chrysler batiyor. Sadece amerikan firmalari degil, toyota da zarar ediyor yillar sonra. AIG dunyanin en buyuk sigorta sirketi. Sizin benim sigorta firmalarimiz, bankalar herkes ona sigorta yaptiriyor. Batiyordu, devlet el koydu. Yoksa en tepedeki firma cokuyordu.

Amerikanin aci cekmesini sevenler, boyle gunlerde oh olsun diyenler var. Oh olsun demek pek kolay degil su anda. Aci ama gercek olan sey, cok soylenmis olsa da, amerika oksurdugu zaman turkiyenin zature oldugu. Yani oh olsun demek bir sey cozmuyor. Gerci su anda herkes kotu. Obamanin geldigi fena da olmadi hani, yoksa batarken iyice saldirganlasacaklardi. Bir de o boyutu var tabii isin. Simdilik yumusak gorunuyorlar ama belli olmaz yine de. Savunma bakani degismedi mesela. Birden degismeyecek bu guc dagilimi, yeniden kurulacak tabii yeni duzen ama daha yumusak olsa fena olmaz.

5 yil doktora yapip sonra salak sacma bir yerde programlamacilik yapmak istemiyorum ben. Yani oh olsun demeyin. Figen ablama, aziz abiye anneme babama dokunmaz bunun ucu cok fazla ama bana cok kotu dokunacak eger boyle giderse. Teget gecmeyecek yani beni bu kriz, delip gececek. Duzelir umarim ben mezun olana kadar.

Wednesday, January 21, 2009

Baskan Wii

Burada yeni baskan goreve basladi, duymussunuzdur. Sabah saat 11den aksam 11e
kadar partiler gosteriler vardi. Bir sey dikkatimi cekti, Turkiyeye yansidi mi merak ediyorum. Obama gorevi almadan once papazin biri cikti 10 dakika konusma yapti. Resmi devlet toreninde papaz konusma yapti. Amerikanin dindar oldugunu biliyorum da, bu kadar oldugunu bilmiyordum.

Dun bir de Wii aldim. Cok zevkli bir oyun. Interaktiv box, tenis oynuyoruz. Disarisi -20 derece olunca evin icinde tikanip kalmak cok sikici oluyor. Cok da methini duydum bu oyunun aldim oynuyoruz bakalim. Yakinda koyarim birkac video oyunla ilgili. Simdilik cok memnunum.

Wednesday, January 7, 2009

Boyle gorundugume bakmayin, dustum bol bol


Ilk kez snowboard yaptim, canagi kirmadim ama dustum bol bol. Kayaktan daha kolay geldi bana gerci ama ilk kez oldugu icin daha cok dusuluyor. Duzluklerde cok zor oluyor ilerlemek kayaktaki gibi cubuklar olmadigi icin. Yine de kayaktan daha kolay bence. Hangisinin daha zevkli olduguna pek karar veremedim daha.