Monday, January 3, 2011
Thursday, October 21, 2010
Yaz I
Unutmaya bile baslamisim. Ilk fotograf yanlis hatirlamiyorsam eger sevilla'daki real alcazar sarayin bahcesi. Asillerin bahcesi anlamina geliyor sanirim. Onun balkonundan cektik yeni kameramizla.

Ikinci resimdeki bocuk meryem, yer marakesh koutoubia camii. Daha bocuk oldugu bir resim daha var, ama o sonra gelecek. alistira alistira.

Bu resim de ayni caminin icinden cekilen bir resim. bolgedeki cogu camii birbirine benziyor. ozellikle cordobadaki mezquita ve bu cami inanilmaz derecede benziyor birbirine. Bir de bu caminin icindeki adamlardan birisi bana muminler kardastir dedi turkce olarak :)

Bu da sevilla'daki tren garindan, her tren garinda bir fotograf cektik sanirim. Belki bir tanesini atlamis olabiliriz treni yakalamak icin.
Ikinci resimdeki bocuk meryem, yer marakesh koutoubia camii. Daha bocuk oldugu bir resim daha var, ama o sonra gelecek. alistira alistira.
Bu resim de ayni caminin icinden cekilen bir resim. bolgedeki cogu camii birbirine benziyor. ozellikle cordobadaki mezquita ve bu cami inanilmaz derecede benziyor birbirine. Bir de bu caminin icindeki adamlardan birisi bana muminler kardastir dedi turkce olarak :)
Bu da sevilla'daki tren garindan, her tren garinda bir fotograf cektik sanirim. Belki bir tanesini atlamis olabiliriz treni yakalamak icin.
Sunday, October 3, 2010
Tuesday, September 28, 2010
Notlar
Ders calismak kolay is. Soru cozmek kolay is. Onunde kitap olunca okumak kolay. Kitabin arkasindaki sorulari cozmek de kolay. Sorun kitabin olmadigi zaman, cozecek sorular gosterilmedigi zaman, konu sadece ustun koru anlatilip gecildigi zaman basliyor. Yuzlerce makale var, ama kitap yok. Ne ogrenmen gerektigi soylenmiyor. Neyin onemli oldugunu, neyin onemsiz oldugu cok daha karisik. Bunu sorarim bak denmiyor kimse. Suna bir bak, belki isine yarar deniliyor. Neden yaracak isime bilmiyorum. Cok daha kaotik gorunuyor her sey. Bu yuzden Turkiye'den gelen pek cok ogrenci, buna ben de dahil, cok sorun yasiyor doktora sirasinda. Bize ne cozecegimiz, ne ogrenecegimiz cok net bir sekilde soyleniyor. Ucgenlerden 3 soru, dortgenlerden 4 soru, cemberden 2 soru, polinomlardan 4 soru cikar oss'de. Universitede gecmis 4 yilin sorulara bakarsan A alirsin. Projeler kodlama projesi olur. Bir yanimizi asiri derece guclendirirken, diger taraftaki zaafi gidermeye calismak yerine daha da aciyor bizim okullar. Butun doktora boyunca en buyuk problem bu oldu, internetten bir seyler bulup onlari okumak, bir araya koyabilmek, olmayan sorulari once sormak, kendi sorularini yazmak, sonra da cevaplamak.
Yoksa birisi gelseydi ben bilkentteyken son senemde, cagatay al sana makaleler su da okuman gereken kitaplar oku bunlari, al sana 8 tane soru bunlari coz, kodla sonuclari al her biri tezin bir unitesi olacak, yemin ediyorum en fazla 2 sene de biterdi bu. Bizim sistemde cok basarili olanlar burada fazla afalliyorlar. Ust donemdeki birinci ve ikincimiz turkiyeye geri dondu doktorayi birakip, bizim senede de var benzer ornekler. Teknik olarak cok iyiyiz ama basarisizlik bunlardan kaynaklaniyor.
Yoksa birisi gelseydi ben bilkentteyken son senemde, cagatay al sana makaleler su da okuman gereken kitaplar oku bunlari, al sana 8 tane soru bunlari coz, kodla sonuclari al her biri tezin bir unitesi olacak, yemin ediyorum en fazla 2 sene de biterdi bu. Bizim sistemde cok basarili olanlar burada fazla afalliyorlar. Ust donemdeki birinci ve ikincimiz turkiyeye geri dondu doktorayi birakip, bizim senede de var benzer ornekler. Teknik olarak cok iyiyiz ama basarisizlik bunlardan kaynaklaniyor.
Thursday, September 2, 2010
Tezin ilk drafti
Yapilacak daha cok is var, ilk chapter 4 sene once
yazildigi icin ingilizcesi bayaga kotu. 2 chapter
daha yazilmasi gerekiyor. 1 chapter da son projeden
gelecek toplam 3 chapter eksik su anda yani. Yeterlilik
sinavi icin bu yeterli olacak, aralarda gecisler yok. Bir
suru is var bunun uzerinde daha. ama teze benzeyen bir dokuman
var elimde en azindan :)
Iste burada bilgin_thesis.pdf.
yazildigi icin ingilizcesi bayaga kotu. 2 chapter
daha yazilmasi gerekiyor. 1 chapter da son projeden
gelecek toplam 3 chapter eksik su anda yani. Yeterlilik
sinavi icin bu yeterli olacak, aralarda gecisler yok. Bir
suru is var bunun uzerinde daha. ama teze benzeyen bir dokuman
var elimde en azindan :)
Iste burada bilgin_thesis.pdf.
Tuesday, June 15, 2010
Turnayi agzindan vurdum
Pickerel yani turna, ve sea bass yani levrek resimdeki baliklar. Hocanin cocuklarinin okulu bitince pek gelmemeye basladi okula. Birinin bakmasi gerekiyor tabii cocuklara. Boyle olunca da beni cagiriyor bazen evine evinde calismak icin. Yarim saat uzakta bir evi var. Sabah 10 bucuk gibi gittim evine bu pazartesi gunu. Oglene kadar calisip ogleden sonra yakinlardaki bir golde hocanin botuyla baliga ciktik. Ben pek ihtimal vermiyordum ne hocaya ne de kendime. Zaten uzun bir sure attik cektik, attik cektik sonucsuz. Yaklasik bir bucuk saat sonra hoca resimdeki buyuk olan turnayi yakaladi. Bayaga buyuk bir balik goruldugu gibi. Bir yarim saat de benim yakalamam icin ugrastik, farkli yerlere gittik ama ben hep bos cektim. Tam donmeye karar verdigimiz zaman, kiyidan kiyidan donelim sen arada yine at dedigi zaman, hissettim baligi, cektim ve hop levrek kayigin icine geldi.
Gercekten hic beklemiyordum yakalamayi. Hatta baliga cikinca canimin da cok SIKILACAGINI saniyordum. 2 saat boyunca hicbir sey yakalayamama ragmen gayet de yerindeydi keyfim. Ustune bir de levrek gelince cok sevindim gercekten. Levregi dun aksam, turnayi da bu aksam yedim. Turna cok kilcikli olur diye yaziyordu internette. Hatta bazilari temizlemeye, ugrasmaya degmez bile diyordu. Ben yine de temizledim guzelce. Pullarini aldim tersten, sonra karnini temizledim. Sonra da izgiranin ustune hafif zeytin yagi ile koydum. Cok da guzel oldu. Levrek bekledigimden kotu oldu. Kucuk olan baligi kizartin diyordu internettekiler, hoca da oyle degince kizarttim. Cok cok guzel olmadi ama yine de raki balik oldu asagida da goruldugu gibi :)
Bir de 45 dakika sonra bile kipir kipir oynayan levregimin videosunu koyayim tam olsun. 45~60 dakika sonra bile oynuyordu hayvan, artik nasil oluyorsa anlamadim. Acisam mi acimasam mi bilemedim ama cok guzel yedim.
Friday, June 4, 2010
Wednesday, April 7, 2010
Sincap
Aksamlari 11den sonra gozum karariyor bazen. Butun gun bilgisayar basinda sonra da televizyon izleyince dogal artik. Dun yine televizyonda bir diziye bakarken gozum karardi. Bir seyler gecti gozumun onunden diye dusundum. Hep oluyor, acaba fare mi var diye kalkip bakindigim olmustu. Ev pis oldugundan falan degil de ormanin icinde oldugumuzdan sanirim. Yine boyle bir seyler gecer gibi oldu ben de sinirlendim kendi kendime yine sacmaliyorum ne faresi ne kedisi yok bir sey diye. Oturmaya devam ettim koltukta. Birkac dakika sonra bir seyler parladi mutfak tarafindan baktim sincabin biri mutfakta iki ayak ustunde durmus bana bakiyor. Mutfagin cami acikti ama buradaki sineklikler bizimkiler gibi plastik degil, boyle seyler olmasin diye metalden yapiliyor. Bu sincap nasil becermisse girmis iceriye. Mutfaga gidip sinekligi acmam gerekiyor rahatca ciksin diye ama mutfaga girmeye calisinca sincap kacisiyor ben de korkuyorum haliyle. Evin kapisini acayim en azindan benim evden ciksin dedim, kapiya dogru yonelirken beni gordu, ve cildirdi hayvan. Yerden ocagin ustune atladi, ocak yanmiyordu allahtan, ocakta caydanligi devirdi o devrilince iyice fittirdi. Ocagin ustunden oturma odasina dogru atladi, bende bana dogru ucan bir sincap gorunce ipler koptu haliyle :) bastim cigligi. gecenin on ikisinde mayismis gozlerle dizi izlerken ucan bir sincap gormek pek hos olmuyor. bana dogru uctugunu farkedince havada patinaj hareketleri yapti hayvan. neyse yere indi sonra tekrar mutfaga bu sefer de
muslugun oraya zipladi oradaki bardak ve canakla da hasir nesir olup bir yere saklandi ve seslizlik bir sureligine. ben odama gidip kapiyi kapatip internetten ne yapsam diye okumaya basladim. Evde beklemedigin bir misafir olmasi cok urkutucu. Fare bir yere kadar, hep yerde zaten o. Bu sincaplar atliyor oradan buraya akil alir gibi degil. Pek bir sey bulamadim internette, bizim siteyi aradim birisini gondersinler diye adam geliyorum 10 dakikaya dedi. O on dakika icinde ben biraz sakinlestim usulca gidip kapiyi actim, sonra da oturma odasindaki canim sinekligini de actim artik nereden cikmak isterse. Adam geldiginde sincap gitmisti bakindik her yere belki saklanmistir diye ama bir sey yoktu ortalikta. Dondum biraz daha televizyon izleyip rahatlamaya calistim sonra da yattim. Ama aklima da evinin icine boa yilani, timsah giren amerikali adamlar geldi. Cok korkunc bir sey kapali bir yerde bir hayvan ile basbasa kalmak. Sincap isirsa bile olduremiyor gerci, bulasabilecek hastaliklara baktim kuduz ve tetanoz. Bu da boyle bir anim oldu. Birkac sene once eve giren yarasayi getirdi aklima. Cok adrenalinli bir gece oldu.
muslugun oraya zipladi oradaki bardak ve canakla da hasir nesir olup bir yere saklandi ve seslizlik bir sureligine. ben odama gidip kapiyi kapatip internetten ne yapsam diye okumaya basladim. Evde beklemedigin bir misafir olmasi cok urkutucu. Fare bir yere kadar, hep yerde zaten o. Bu sincaplar atliyor oradan buraya akil alir gibi degil. Pek bir sey bulamadim internette, bizim siteyi aradim birisini gondersinler diye adam geliyorum 10 dakikaya dedi. O on dakika icinde ben biraz sakinlestim usulca gidip kapiyi actim, sonra da oturma odasindaki canim sinekligini de actim artik nereden cikmak isterse. Adam geldiginde sincap gitmisti bakindik her yere belki saklanmistir diye ama bir sey yoktu ortalikta. Dondum biraz daha televizyon izleyip rahatlamaya calistim sonra da yattim. Ama aklima da evinin icine boa yilani, timsah giren amerikali adamlar geldi. Cok korkunc bir sey kapali bir yerde bir hayvan ile basbasa kalmak. Sincap isirsa bile olduremiyor gerci, bulasabilecek hastaliklara baktim kuduz ve tetanoz. Bu da boyle bir anim oldu. Birkac sene once eve giren yarasayi getirdi aklima. Cok adrenalinli bir gece oldu.
Monday, April 5, 2010
Sen bilmezsin geceyi
Sen bilemezsin geceyi..
Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları.
Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla?
Sen,kaç geceye dost oldun.
kaç saat dayanabildin ona ..
kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep...?
Sen bilemezsin yalnızlığı...
Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı?
sen kaç ...yalnızlığa dost oldun..
kaç saat dayanabildin ona..
yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların...?.
Sen bilemezsin ağlamayı...
Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan miı sayıyorsun hala?
Sen,kaç kez bir basına ağladın..
kaç saat dayanabildin gözyaşlarına..
Ellerinle yüzünü kapatıp,kendinden mi sakladın hıçkırıklarını...?
Sen bilemezsin içmeyi...
Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek?
Sen kaç kez,şarap tadında buruk şarkılar söyledin..
kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna..
Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin...?
Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları.
Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla?
Sen,kaç geceye dost oldun.
kaç saat dayanabildin ona ..
kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep...?
Sen bilemezsin yalnızlığı...
Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı?
sen kaç ...yalnızlığa dost oldun..
kaç saat dayanabildin ona..
yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların...?.
Sen bilemezsin ağlamayı...
Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan miı sayıyorsun hala?
Sen,kaç kez bir basına ağladın..
kaç saat dayanabildin gözyaşlarına..
Ellerinle yüzünü kapatıp,kendinden mi sakladın hıçkırıklarını...?
Sen bilemezsin içmeyi...
Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek?
Sen kaç kez,şarap tadında buruk şarkılar söyledin..
kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna..
Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin...?
Thursday, April 1, 2010
Capricho Arabe
Su ana kadarki en guzel performanslardan birisi oldu. Hata var tabii ama hatasiz kul olmaz. Bir kismi da mikrofondan kaynakli problemler, ozellikle baslari cok cizirdatiyor, hata yapmasan bile. Bir de tam ortasinda 1-2 saniyeligine unuttum parcanin bir sonraki kismini. Neyse, parcanin adi Arap Caprichos. Francesco Tarrega adli ispanyol bir besteciden. Benim hem calmayi hem de dinlemeyi en sevdigim parcalardan ve bestecilerden birisi bu.
Tuesday, March 23, 2010
Espanoletas
Resim yerine video verelim o zaman.Daha iyi calip koyacaktim ama bundan daha iyisi olmayacak sanirim. Profesyonel gibi calamayacagimi anlayali cok oldu. Hosuma gidiyor yine de ugrasmak.
Wednesday, February 24, 2010
Resim birlestirme


Bu da anlatilabilir, gozle gorunebilir calismalarimizdan birisi. Ugrastigimiz dokular buyuk oldugu icin, microscop ile butun dokunun resmini cekemiyorlar. O yuzden parca parca cekiyorlar resimleri ve benim bu parcalari birlestirmemi istiyorlar. Kolay gibi geliyor ilk basta, ne varki al birini otekinin yanina yapistir hemen diye, ama oyle o kadar kolay degil yapmaya calistiginda. Biri yukarida biri asagida, bazen aralarinda 1 santimetrilik kesisim alani var bazen 1.5. Farkli resimlerin farkli isiklari oluyor, kamerayi fazla oynatiyor falan filan bir suru detay oluyor. Otomatik olarak yapan bir method ile birlestiriyoruz resimleri sonra da isimize devam ediyoruz. Hosunuza gider umarim.
Wednesday, February 17, 2010
Tuesday, February 16, 2010
Findik Ezmesi
Findik ezmesi yaptim. Igrenc bir bulamac oldu hicbir seye benzemedi. Duzeltmek icin ekleme yaptikca daha da kotu oldu. Simdi tadina bakinca bile midem bulaniyor. Koydum dolaba duruyor, cok caresiz kalirsam belki yerim.
Iki cesit findik koymustuk turkiyeden gelirken, birisi buyuk buyuktu digeri pakette kucuk kucuk olandi. buyuk olanlar daha tazeydi, zaten kucuk olanlari ben gotureyim diye alinmamisti sanirim. neyse kucuk olanlarin yarisi ile bir tarifi deneyim dedim. icine kakao da koydum tarife gore, boyle civik civik koyu kahverengi defne putisine benzedi. Yag koymak gerekir diye yag ekledim olmayinca, sonra baktim findik ezmesi kutusunda un yaziyor. Bir kasik da un atayim belki duzelir dedim. Cok kati oluyordu, acmak icin sut koyayim dedim. Sonra sekeri cok azdi biraz seker koyayim dedim. Falan filan ise yaramadi ishal olmus cocuk diskisina benziyor.
Ev arkadasim geldi simdi ona tattirdim, guzel olmus diyor ama zaten her seyi yer o. cok agir bence, bir de sabah bakarim tadina begenmezsem artik cem yer.
Ozge de evine 1 aydir gitmiyor mu ne. Eve gidince soz gonderecegim dedi, hala bekliyoruz. El elin esegini turku cigirarak ararmis diyecegim de el de degilki ozge.
Iki cesit findik koymustuk turkiyeden gelirken, birisi buyuk buyuktu digeri pakette kucuk kucuk olandi. buyuk olanlar daha tazeydi, zaten kucuk olanlari ben gotureyim diye alinmamisti sanirim. neyse kucuk olanlarin yarisi ile bir tarifi deneyim dedim. icine kakao da koydum tarife gore, boyle civik civik koyu kahverengi defne putisine benzedi. Yag koymak gerekir diye yag ekledim olmayinca, sonra baktim findik ezmesi kutusunda un yaziyor. Bir kasik da un atayim belki duzelir dedim. Cok kati oluyordu, acmak icin sut koyayim dedim. Sonra sekeri cok azdi biraz seker koyayim dedim. Falan filan ise yaramadi ishal olmus cocuk diskisina benziyor.
Ev arkadasim geldi simdi ona tattirdim, guzel olmus diyor ama zaten her seyi yer o. cok agir bence, bir de sabah bakarim tadina begenmezsem artik cem yer.
Ozge de evine 1 aydir gitmiyor mu ne. Eve gidince soz gonderecegim dedi, hala bekliyoruz. El elin esegini turku cigirarak ararmis diyecegim de el de degilki ozge.
Tuesday, February 9, 2010
Safak
Popom kuru, keyfim yerinde. 1 ay uzak kalinca cok seyler olmus burada bile. 2 ogrenci doktorayi birakti. Yeni baslayacak olanlardan birinde puruz cikti, yaza kadar baslayamiyor ama benim keyfim yine de yerinde. pinhani dinliyorum. sen hele bir gel. Hava degisikligi iyi geldi, bunalim takilmiyorum. 5-6 aylik bir plan yapip, sonra da yapilmasi gereken seyleri 5-6 ay yerine 2-3 ayda bitirme gibi bir planim var :) Bakalim ne kadar basarili olacak. Sanirim bitecegini bilmek, ne olursa olsun canimin sikilmasini engelliyor. Belki yalanci askerlik yaptim ama simdi gercekten safak sayiyorum.
Kayaga gitmek istiyorum bu kis 3-4 kere. Bir kere kayak bir kere snowbord en azindan. Ikisini de ogrendik burada duse duse. Okyanusu gecmenin daha kolay olmasini, yolculuklarin daha ucuz ve hizli olmasini, ve kafama estigi zaman bir ulke secip gidebilmeyi istiyorum. Ozgenin askerlik fotolarini bana gondermesini istiyorum. Onun kamerasinda bir suru foto vardi, gonderecegim dedi gondermedi. Bana degil ona kiz yani teyzecigim.
Kayaga gitmek istiyorum bu kis 3-4 kere. Bir kere kayak bir kere snowbord en azindan. Ikisini de ogrendik burada duse duse. Okyanusu gecmenin daha kolay olmasini, yolculuklarin daha ucuz ve hizli olmasini, ve kafama estigi zaman bir ulke secip gidebilmeyi istiyorum. Ozgenin askerlik fotolarini bana gondermesini istiyorum. Onun kamerasinda bir suru foto vardi, gonderecegim dedi gondermedi. Bana degil ona kiz yani teyzecigim.
Sunday, January 31, 2010
Iki satirlik telgraf
Istanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm:
“Avrupa’ya talebe yollanacaktır.”
Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey...
Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazılmış. Vakit geldi, Sirkeci Garı’ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzii ismimi çağırdı. “Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.” “Benim” dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:
“Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”
İmza: Mustafa Kemal
Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü’nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.
Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamı:
Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak
Atatürk’le ilgili eserlerde böyle şeyleri bulamazsınız. Oralarda hep içki sofraları, sigara dumanları, insan zaafları ve devlet dedikokuları öne çıkar...(Rauf Tamer'den)
“Avrupa’ya talebe yollanacaktır.”
Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey...
Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazılmış. Vakit geldi, Sirkeci Garı’ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzii ismimi çağırdı. “Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.” “Benim” dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:
“Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”
İmza: Mustafa Kemal
Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü’nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.
Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamı:
Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak
Atatürk’le ilgili eserlerde böyle şeyleri bulamazsınız. Oralarda hep içki sofraları, sigara dumanları, insan zaafları ve devlet dedikokuları öne çıkar...(Rauf Tamer'den)
Thursday, December 24, 2009
Thursday, December 17, 2009
Interview
Hoca ciddi ciddi benim yerime ogrenci ariyor. Once bana soyluyordu bitirince benimle devam edersin burada arastirma gorevlisi, hocalik kastedmiyor arastirma gorevlisi derken, olarak diyordu. Ben pek ilgilenmedigimi gosterince agiz degistirdi, bir askere git gel seninle oturup bir kariyer plani yapalim. Ben cok isterim ogrencilerimden birinin burada bir okulda fakultede hoca olmasini demeye basladi. 27-28 yasinda hoca olmak kolay degil, hatta eger dunya capinda degilsen pek mumkun de degil iyi bir universitede. Mezun olur olmaz hoca olamayacagimi herkes biliyor ama birkac sene icinde boyle bir olasik var, bizim hoca da ondan bahsediyor. Teknik yonden iyisin, ingilizcen duzgun, kisilik ve durus olarak da iyisin biraz daha aktif olman gerekiyor tarzi konusuyor.
Neyse ben benim yerime alinacak ogrenciden bahsedecektim. Universiteyi bitirdikten sonra once master 2 sene sonra doktora 4 sene sonra da doktora sonrasi calismasi 2 sene sonra da gercek bir is diye siralaniyor. Masterini bitiren bir kiz basvurdu, hoca bana gonderdi ne diyorsun diye. Cok acik ve net bir sekilde bence almayin dedim. Hic uzatmadi ve almadi. Birkac gun once bir cocuk doktora sonrasi calismalari icin basvurdu. Hoca yine bana gonderip ne dusunuyorsun dedi. Kendi calisma konusu farkli ama konusunda gayet basarili gorunuyor, bizim konuya olan meraki ve bilgisine bakmak gerekir dedim. Hoca kisa bir cevap atip, cuma gunu telefonda sen konusurmusun bu cocukla dedi. Kisacasi is gorusmesini bana yaptiriyor, sorulari sen sor diyor. Hos tabii bunlar, guvendigini gosteriyor. Bunlarin haricinde iki tane turk ogrenci vardi, yine doktora sonrasi ise basvurmuslardi bizim hocaya. Yine cekti kenara sordu, birine evet digerine de teknik olarak evet ama psikolojik sorunlari yuzunden hayir demistim. Birini aldi digerini almadi. Biraz urkutucu, basvuran adamlar sonunda doktora almis insanlar ve benden daha fazla birikimleri var. Basvurularini benim degerlendiriyor olmam hem hosuma gidiyor hem de biraz urkutuyor. Kotu bir sey soylerken iki kere dusunmek gerekiyor.
Bu cocuga simdi ne soracagim diye dusunuyorum. Var aklimda bir kac soru ama bir insani telefon gorusmesi ile tartmak zor bir sey olsa gerek. Yarin gorecegiz bakalim.
Neyse ben benim yerime alinacak ogrenciden bahsedecektim. Universiteyi bitirdikten sonra once master 2 sene sonra doktora 4 sene sonra da doktora sonrasi calismasi 2 sene sonra da gercek bir is diye siralaniyor. Masterini bitiren bir kiz basvurdu, hoca bana gonderdi ne diyorsun diye. Cok acik ve net bir sekilde bence almayin dedim. Hic uzatmadi ve almadi. Birkac gun once bir cocuk doktora sonrasi calismalari icin basvurdu. Hoca yine bana gonderip ne dusunuyorsun dedi. Kendi calisma konusu farkli ama konusunda gayet basarili gorunuyor, bizim konuya olan meraki ve bilgisine bakmak gerekir dedim. Hoca kisa bir cevap atip, cuma gunu telefonda sen konusurmusun bu cocukla dedi. Kisacasi is gorusmesini bana yaptiriyor, sorulari sen sor diyor. Hos tabii bunlar, guvendigini gosteriyor. Bunlarin haricinde iki tane turk ogrenci vardi, yine doktora sonrasi ise basvurmuslardi bizim hocaya. Yine cekti kenara sordu, birine evet digerine de teknik olarak evet ama psikolojik sorunlari yuzunden hayir demistim. Birini aldi digerini almadi. Biraz urkutucu, basvuran adamlar sonunda doktora almis insanlar ve benden daha fazla birikimleri var. Basvurularini benim degerlendiriyor olmam hem hosuma gidiyor hem de biraz urkutuyor. Kotu bir sey soylerken iki kere dusunmek gerekiyor.
Bu cocuga simdi ne soracagim diye dusunuyorum. Var aklimda bir kac soru ama bir insani telefon gorusmesi ile tartmak zor bir sey olsa gerek. Yarin gorecegiz bakalim.
Thursday, December 3, 2009
Tuesday, December 1, 2009
Bayram
Bayram harcligim GE'den geldi bu sene. Gecen yazki calismanin patenti sonunda cikti. O projede calisanlara da bu yuzden ikramiye verildi. Ben de calisanlardan biri olarak 400 dolarlik bir check aldim :) Mis gibi.
Subscribe to:
Posts (Atom)





